Bencedesence
“o an” OÄŸuz Haksever
OÄŸuz Haksever’in “O an” programı fotoÄŸrafla alakalı olan olmayan herkes çok sevdi. Ama ben bir türlü ısınamadım. Bir fotoÄŸrafı üçüncü bir ÅŸahsın kafasına göre yorumlaması çok acayip geliyor. Öncelik fotoÄŸrafı çeken kiÅŸi yerine koyuyorum kendimi. “-Ulan bu adam ne diyor yahu!! Ben bu fotoÄŸrafı çekerken böyle düşünmedim ki!”
Sonra da kendimi fotoÄŸrafı izleyen bir fotoÄŸraf sever yerine koyuyorum : “Hayda!! Ben böyle görmemiÅŸtim bu fotoÄŸrafı. Bak neler varmış bu fotoÄŸrafta!!”
Öyle ya da böyle bir sanat eserini bir yorumcu eşliğinde izlemek ondan duygu almak çalışmak hiç de doğru değil. Hele ki bu yorumcu fotoğrafçının hiçte düşünmediği şeyleri onun düşünceleri gibi yansıtması çok yanlış bence.
Bir de fotoğraflardaki ot mota mana yükleyip fotoğrafın gerçek anlamını ya da fotoğrafçının o andaki duyugularının ve düşüncelerini hiçe saymasını artık kaldıramıyorum. Gün gelir benim fotoğraflarımdan birini de yorumlamaya kalkışırsa ne tür duygular içersinde olacağım aşikar.
Düşün ki siz bir fotğraf çekmişsiniz. Fotoğrafta kırmızı elbiseli bir genç kız elindeki kırmızı güle içli içli bakıyor. Fakat Oğuz abimiz bu fotoğrafı almış arkada ki ağaçların sonbaharda ne kadar solduğunu anlatıyor. Arka plandaki belli belirsiz çiftin aşklarının o gül ile yeşereceğini fakat kızın gülü sımsıkı tututğunu ve kimseye vermek istemediğini anlatıyor. Halbu ki sizin böyle bir kastınız yok. Sadece güllleri seven bir kızı fotoğrafladınız.
Ah OÄŸuz abi; fotoÄŸraf sanatında öyle sana bana göre standartlaÅŸtırılmış anlam olmaz. Sen arkadakileri görürüsün ben yandakileri, fakat asıl anlam fotoÄŸrafçının kafasındadır. FotoÄŸrafçı bunu verebildiyse ne ala. Veremediyse yine de anlam yüklemek sana bana düşmez. O fotoÄŸraf onundur. O an‘ı o yaÅŸamıştır. Sen deÄŸil!’!

